| |

Taksim İnternational
5 Yıldızlı Akdeniz konforu
Merkez Mersin
(+90 324) 336 10 10

Mersin Hiltonsa
Deniz kenarında, palmiye ağaçları arasında 23'ü suit 186 oda
Mersin
(+90 324) 241 50 00

Sahil Martı Otel
Evinizdeki rahatlığı ve konforu bulacaksınız
Mezitli Mersin
(+90 324) 358 37 00

Mersin Oteli
Güneydeki Eviniz Mersin Oteli
Mersin
(+90 324) 238 10 40

Sultaşa Otel
Sultaşa Otel Mersin'in en iyi 4 yıldızlı oteli olarak ününü gözler önüne seriyor
Mersin
(+90 324) 341 20 00

Hotel Gondol
Türk konukseverliği ve gülüryüzlü personeli ile hizmetinizde
Mersin
(+90 324) 234 12 00

Nobel Otel
Her zaman siz değerli müşterilerilerine en iyi hizmeti sunmaya devam ediyoruz
Mersin
(+90 324) 237 22 10

Mistur Hotel
Akdenizin incisi Mersin şehir merkezinde kalite ve konforun buluştuğu nokta
Mersin
(+90 324) 237 50 28

Club Hotel Soli
Deniz ve havuz manzaralı odalar ve apart odalar
Mezitli Mersin
(+90 324) 358 16 30

Büyük Yalçın Otel
Yeni dizayn edilmiş konforlu odalar
Mersin
(+90 324) 226 35 25
|
Silifke :
Doğa, Tarih ve Yöre Kültürünün Buluştuğu Yer
SİLİFKE
İlçe merkezi, Silifke ovasının kuzeydoğusunda, Toros dağlarına yaslanmış
tepe üzerindeki kalenin eteklerinde, Göksu akarsuyunun iki yakasında yer
alır. İlçe ve çevresinin tarihi ve kültürel zenginliği, yerel folklorik
özellikleri ve tarımsal ekonomisinin yanı sıra uluslararası önemde bir
doğal koruma alanı olan Göksu deltası, cennetten bir köşe gibi yeşil
doğası ve kapız kanyonları ile Göksu vadisi, Toros yaylaları gibi
güzelliklere sahiptir. Binlerce yıldan buyana ilçe ve yakın çevresinin
Akdeniz ile bağlantısını kuran Taşucu, limanın yakın çevresindeki SEKA
Fabrikası, balıkçı barınağı ile doğal koyları ve turistik özellikleri
ile ayrı bir önem taşır. Her yıl düzenlenen Uluslararası Silifke Kültür
Festivali, Taşucu Balık Festivali yörenin kırsal ve tarihi özelliklerini
yansıtan önemli birer organizasyondur --- ---
--- ---
Tarihçe
Kirshu'da (Meydancık kale) yapılan arkeolojik kazı ve araştırmalar,
yörenin eski çağ tarihi ile ilgili önemli ip uçları ve belgeler
vermektedir. Calycadnos (Göksu) akarsuyu kenarındaki bir tepe üzerinde
bulunan ve Asur Kralı II.Sargon tarafından MÖ 712'de berkitilen Harrua
kentinin Silifke olabileceği konusunda görüşler vardır.
Silifke'nin antik yerleşimi, Cilicia Tracheia'da (Taşlık Kilikya),
Calycadnos (Göksu) ırmağının ova ile birleştiği yerde bulunan yüksek bir
tepe üzerinde yer alır. Burası Büyük Alexander'in komutanlarından
Seleukhos Nikator (MÖ 312-281 ) tarafından kurulmuş olup, kralın kendi
adıyla anılan diğer dokuz kentten ayırdedilebilmesi için Seleuceia ad
Calycadnos (Göksu üzerindeki Silifke) olarak bilinir. Kent, MÖ 2.
yüzyılda Mısır Ptolemaios Krallığı ve Seleukhos Krallığı arasında birkaç
kez el değiştirmiştir.
Silifke, Seleukhos Krallığı'nın yıkılmasından sonra ortaya çıkan Kilikya
korsanlarının faaliyetlerine; önce, General Servilius lsauricus (MÖ 77),
daha sonra MÖ 67'de Pompeius'un son vermesinin ardından, yaklaşık 500
yıl Roma İmparatorluğu'nun yönetiminde kaldı. Tarsus ile birlikte
Kilikya'nın diğer önemli bir yerleşimi olarak bayındırlık, kültür, sanat
ve ekonomi alanlarında önemli bir konuma geldi. Tanrıça Athena Kanettis
kültünün merkezi olan kentte, ünlü felsefeciler yetişti. Silifke ve
yöresinde Helenistik Çağ ve Roma dönemine ait tapınaklar, tiyatrolar,
gymnasium, stadium, hamam, mymphaea, portikolar, köprü, yol, su
kanalları, su kemerleri, sarnıçlar inşa edildi.
Yöre, 3. yüzyılda Iran Sasanileri'nin akınlarına uğradı. İmparator
Diocletianus zamanında Dağlık Kilikya ve Isauria bölgelerinin yönetim
merkezi yapıldı. Kelenderis (Aydıncık), Claudiopolis (Mut), Diocaesarez
(Uzunca burç), Olba (Ura), Lamas (Limonluk) gibi birçok kentin bağlı
olduğu yönetim merkezi oldu.
395 yılında Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılmasının ardından, Bizans
yönetimine geçen Silifke, Hıristiyanlığın yönetim tarafından
resmileştirilmesi ile önemli bir dini merkez haline geldi. Burada 1.
yüzyıl ortalarında Hıristiyan din şehitlerinden (Martyry) Azize
Ayathekla'ya ait bir "mağara kilisenin" bulunması, günümüzde Meryemlik
denilen alanı, kutsal bir niteliğe dönüştürmüştür. Haç merkezi haline
getirilen bu alanda çeşitli yüzyıllarda kiliseler inşa edildi ve
yapılaşmalar ortaya çıktı.
6. yüzyıldan itibaren Müslüman Araplar'ın akınları Kilikya içlerine
kadar etkili oldu. Ancak, Silifke'yi ele geçiremediler. I. Haçlı
Seferleri sırasında Ermeni Krallığı, Bizans ve Haçlılar arasında el
değiştiren Silifke, 11. yüzyıldan itibaren Anadolu Selçuklu Türkleri'nin
baskısı ardından Karamanoğlu Türkmenleri'nin eline geçti. 1473'de
Osmanlı komutanı Gedik Ahmet Paşa burayı Karamanlılar'dan alarak Osmanlı
İmparatorluğu'na bağladı. 1867'de Konya Vilayeti İçel Sancağı'nın,
1877'de Adana Vilayeti İçel Sancağı'nın merkezi oldu. 1919'da bağımsız
sancak haline getirilmiş, 1924 yılında yeni kurulan İçel ilinin merkezi
yapılmış, 1933 yılında Mersin İçel ilinin merkezi olunca, Silifke ilçe
olarak İçel iline bağlanmıştır. Silifke kentinin yerleşimi Türk İslam
döneminden itibaren kalenin bulunduğu yamaç üzerinden Göksu ırmağına
doğru genişlemiştir.
Günümüzde eski tarihi dokusu çevresinde ve Göksu ırmağının karşı
kıyısında yoğun yapılaşma gözlenmektedir. Kenti ortadan ikiye bölen
Göksu üzerinde birisi Taşköprü, diğerleri betonarme üç köprü
bulunmaktadır.
Coğrafi Yapı ve Nüfus
Doğuda Erdemli, batıda Mut ve Gülnar, kuzeyde Karaman ili, güneyde
Akdeniz ile çevrilidir. Toros dağlarının eteğinde, Göksu ırmağının iki
yakasında kurulmuş bulunan Silifke, Güneydoğu Anadolu, Doğu ve Batı
Akdeniz ile İç ve Batı Anadolu'yu birbirine bağlayan Devlet Karayolu
ağının kavşak noktasında olup, il merkezi Mersin'e 80 km mesafededir.
Silifke ilçesinin nüfusu, 1990 genel nüfus sayımı sonuçlarına göre
toplam 107.685'dir. Bu nüfusun 46.858'i merkez ilçede, 60.827'si
köylerde yaşamaktadır.
Eğitim ve Sağlık Durumu
Silifke ilçesinin eğitim seviyesi yüksek düzeyde olup, okur yazar oranı
%99'lar seviyesindedir. İlçede 2 Meslek Yüksek Okulu bulunmaktadır
Bunlardan Selçuk Üniversitesi Silifke Taşucu Meslek Yüksek Okulu'nda
1997-1998 öğretim döneminde 4 bölüm, 4 program, 9 öğretim üyesi, 8 idari
personel ve 630 öğrenci bulunmaktadır.
Mersin Üniversitesi Silifke Meslek Yüksekokulu'nda 1997-1998 eğitim
öğretim döneminde 4 program, 7 öğretim üyesi, 5 idari personel ve 179
öğrencisi bulunmaktadır.
İlçede 21 ilköğretim Okulu, 2 Genel Lise, 1 Çok Programlı Lise, 1
Anadolu Lisesi, 1 Ticaret Meslek Lisesi, 1 Anadolu Ticaret Lisesi, 1
Anadolu Otelcilik Turizm Meslek Lisesi, 1 Anadolu Kız Meslek Lisesi, 1
Kız Meslek Lisesi, 1 Pratik Kız Sanat Okulu, 1 Endüstri Meslek Lisesi, 1
Teknik Lise, 1 İmam Hatip Lisesi, 1 Gençlik ve İzci Kampı, Halk Eğitim
Merkezi, Çıraklık Eğitim Merkezi bulunmaktadır
İlçede 250 yatak kapasiteli 1 Devlet Hastanesi, 12 Sağlık Ocağı, 13
köyde kendi binası bulunan toplam 51 Sağlık Evi, 1 Verem Savaş
Dispanseri, 1 SSK Dispanseri, 1 Özel Doğumevi, 3 Özel Sağlık Polikliniği
bulunmaktadır.
Silifke İlçesinin Ekonomisi
Ağırlıklı olarak tarıma dayalı olan Silifke ekonomisinde, ormancılık ve
hayvan ürünlerinin yanı sıra turizm de önemli bir gelir kaynağıdır.
Yörede bulunan çok sayıdaki ören yerleri ve Göksu deltası, yerli ve
yabancı turistleri bölgeye çekmektedir.
266.600 hektar yüzölçümü olan Silifke'de, 58.253 hektarlık alanda tarım
yapılabilmektedir. 160.980 hektarlık alan orman ve fundalık, 1106 hektar
çayır ve mera, 46.261 hektar ise tarım dışı arazidir. Silifke'nin ovalık
alanlarında Akdeniz ikliminde yetişen bütün meyve ve sebze çeşitleri;
Kabızlı, Esenbel, Olukbaşı, Karadedeli ve Sarıcalar köylerinde turfanda
sebze yetiştirilmektedir. ilçe ekonomisinin en önemli tarım ürünü ise
çilektir. Her bir dönümden iki ton çilek alınmaktadır.
Seracılığın her geçen gün gelişme gösterdiği ilçede; yerfıstığı, susam
ve çeltik ekimi de önemli bir yer tutar. Dağlık yörelerde tahıl ekimi;
sulak yerlerde domates, hıyar, biber, kabak, soğan, sarımsak, patates;
Kır obası bucağında, Kavak, Kıca ve Çatak köylerinde elmacılık; ayrıca
bağcılık ve zeytinciliğe de önem verilmektedir. Silifke'de bunlardan
başka muz, karpuz, şeftali, vişne, kiraz, ayva, badem, dut gibi meyveler
de yetişmektedir.
Son yıllarda ovada yeni sulama tesislerinin yapılması, tarım ürünlerinin
iyi değerlendirilmesi, devlet kuruluşlarının çoğalması, önemli devlet
yollarının kentten geçmesi, Göksu ırmağının kent içinden akması, ticaret
alanının canlılık kazanması, ilçe merkezinin ekonomik yönden gelişmesini
sağlamıştır.
Ova köylerinde, Sarı Kırmızı cinsinden iri yapılı ve çok verimli
Holştayn tipi sığırlar beslenir, suni tohumlama istasyonunda yerli
ineklerin verimleri yükseltilmeye çalışılmaktadır.
Silifke'nin sahil bölgelerinde, özellikle Kurtuluş ve Taşucu'nda
balıkçılık halkın geçim kaynağıdır. Paradeniz ve Akgöl göllerinin
denizle birleştiği yerlerde kurulan dalyan tesislerinde bol miktarda
kefal, çubra ve levrek tutulur. Kefalin bir cinsinden kırmızı havyar
elde edilmektedir. Göksu üzerinde yapılmakta olan Kayraktepe barajı,
enerji üretiminin yanı sıra su taşkınlarını da önleyecektir. Taşucu'nda
bulunan SEKA Fabrikası, ilin en büyük sanayi tesislerinden biridir.
Gazi Çiftliği
Atatürk, 27 Ocak 1925 tarihinde Silifke'ye geldiğinde burada bir üretim
çiftliği kurma girişiminde bulunmuştu. Daha sonra, Osmanlı döneminde
Abidin Paşa'nın kurduğu Tekir köyündeki,12.607 dönümlük alana yayılan
çiftlik, yörenin tarımsal ekonomisine önderlik edecek şekilde
modernleştirildi. Hayvancılık ve bitkisel üretimin yapıldığı işletmede,
ayrıca halıcılık kursları da verilmektedir.
Tarihi ve Kültürel Çevre
Silifke, ören yerleri ve kültürel çevre bakımından Anadolu'nun en zengin
ilçesidir. Günümüze kadar bilinen veya ziyarete açılan ören yerleri
dışında keşfedilmeyi bekleyen çok sayıda tarihi eser ve yerleşim
bulunmaktadır.
Silifke Kalesi
Kentin batısındaki tepenin üzerinde, oval planlı olarak kurulmuştur.
Klasik çağlarda Kokysionorosbilinen yerleşimin ortasında Tanrıça Athena
Kanetis adına yapılmış kutsal bir tapınak bulunmaktaydı.
Temel tespitlerine göre Helenistik veya erken Roma dönemine ait olduğu
anlaşılan yerleşim, Arap akınlarına karşı Bizanslılar tarafından 7.
yüzyılda oval şekliyle berkitildi. Kale, Ermeni Kilikya Krallıkları,
Franklar, Anadolu Selçukluları. Karamanoğulları ve Osmanlı dönemlerini
yaşamıştır.
Kale, 19. yüzyılda gezgin ve araştırmacı Kaptan Beaufort ve V Langlois
tarafından incelenmiştir. Evliya Çelebi, kalenin 23 burcu; içinde 1 cami
(Sultan II. Bayezid zamanına ait), 60 kadar ev olduğunu yazar. Burçların
çoğu yıkıldığından günümüzde ancak 10 adedi görülebilmektedir. Kalenin
ana girişinde örülen ikinci bir duvarla güvenlik koridoru
oluşturulmuştur. Kalede yeterli arkeolojik kazı ve bilimsel çalışmalar
yapılmamıştır. Kale içinde görülebilen başlıca yapılar, kemerli
galeriler, su sarnıçları ve depolardır. Günümüzde sitadel konumundaki
kale ve kenti çevreleyen duvarlara ait herhangi bir iz kalmamıştır.
Taşköprü
M.S. 77-78 yıllarında Kilikya Valisi L.Octavius Memor tarafından, Roma
(İmparatoru Vespasianus ve iki oğlu adına yaptırılmış olan ve günümüzde
yedi gözü bulunan köprü, 19. yüzyıla kadar ilk şeklini korumuştu.
Köprünün kuzey girişinde bulunan mermer sütun üzerindeki kitabeye göre,
Vali Mehmet Ali Paşa tarafından 1875 yılında restore ettirilmiştir.
Restorasyon sırasında iki küçük kemer yerine tek kemer yapılmasıyla
köprü 5 kemerli olmuştur. 1972 yılında köprü üzerinde genişletme
çalışmaları yapılmıştır. Celal Taşkıran'ın örneğini "Silifke and
Environs" adlı kitabında yayınladığı Roma kitabesinin orijinali, 1870
yılında Silifkeli bir Rum vatandaş tarafından İzmir Evangelical
Okulu'nun müzesine gönderilmiş; ancak 1922 yılındaki büyük yangında
kitabe kaybolmuştur.
Roma Tapınağı
Silifke merkezde bulunan ve doğu ile güney yanlarındaki sütun tabanları
orijinal şekilde korunmuş olan tapınak, MS 2. yüzyılda Pseudodipteros
planlı yapılmıştır. Tapınağın uzun kenarında 14'er; kısa kenarında 8'er
sütun (40 mx21 m boyutlu) bulunmaktaydı. Korint başlıklı bu sütunlardan
bugün sadece biri ayakta kalabilmiştir.
MS 5. yüzyılda yaşamış olan Tarihçi Zosimos: "Tapınak, ovadaki
ürünlerine musallat olan çekirgelerden kurtulmak için Güneş ve Sanat
Tanrısı Apollon'dan yardım isteyen ahali tarafından, çekirgeler
Apollon'un gönderdiği bir kuş sürüsünce yok edilmesi sonucunda, Ona bir
şükran ifadesi olarak yaptırılmıştır" diye yazar. Tapınağın işlevi
konusunda değişik görüşler vardır. Burası St.Paulus'un kiliseye
dönüştürdüğü Roma Zeus Tapınağı'dır veya 5. yüzyılda kiliseye
dönüştürülen Aphrodit Tapınağı'dır. Yada kente batı yönünden girilen
kapının kolonlu caddesidir. 1993 yılında yapılan kazılarda, tapınağın
yerden 2 m yükseklikte bir platform üzerine kurulduğu anlaşılmıştır.
Tekiranbarı Sarnıcı
Silifke Kalesi'nin eteğinde kayalara oyulmuş büyük bir su deposudur.
Kentin su ihtiyacını karşılayan bir Bizans yapısıdır. 45 m uzunluğunda,
23 m genişliğinde, 15 m derinliğinde olan sarnıcın tabanına kayaya
oyulmuş döner bir merdivenle inilir. Mimarisiyle Çukurova'nın en
orijinal antik su deposu özelliğindedir.
1997 yılında İçel Valiliği tarafından, arkeolojik kazı ve temizleme
çalışmaları başlatılmış ve çevre düzenlemesi yapılmıştır.
Mozaik Alan
1980 yılında Kültür Bakanlığı'nca kent merkezinde yapılan bir kazıda,
gymnasium veya hamam olabileceği tahmin edilen "opussectila" tekniğinde
yapılmış renkli mozaik tabanlı yeni bir mekan bulunmuştur. MS 2. yüzyıl
Roma dönemine ait olduğu belirlenen bu kalıntıda ayrıca üzeri yazıtlı
iki heykel altlığı ile 2 m boyunda başı kopmuş mermer bir imparator
heykeli de bulunmuştur.
Tiyatro
Kalenin bulunduğu tepenin güneydoğu eteklerinde bulunmaktaydı. Günümüzde
sadece giriş kapısına ait bir bölümü kalmıştır.
15. yüzyılda yöreyi gören Barbaro'nun anlatımına göre; tiyatro büyük
caveası ile sağlam durumdaydı. Kaptan Beafort, 1812'de tiyatroyu kısmen
ayakta olarak görmüştü.
Aleaddin Camii
Taşköprünün karşısında bulunan cami, Selçuklu sultanlarından Aleaddin
Keykubat döneminde yapıldığı için Aleaddin Camü adını almıştır. Kentin
merkezinde bulunduğu için Merkez Cami olarak da bilinmektedir.
Cami dikdörtgen planlıdır. İçi ikişer sütunun ayırdığı 3 nefilidir. Orta
nefin karşısında Selçuklu süslemeleri bulunan taş mihrap vardır.
Orijinalinde son cemaat yeri yoktur. Mihrabın iki yanında pencereler yer
alır. Düz tavanlı caminin mihrabının üzerinde küçük kubbe oturtulmuştur.
Basık minaresi Selçuklu özelliği göstermez. Cami 1989 yılında restore
edilmiştir.
Reşadiye Camii
Kentin güneyinde Kız Meslek Lisesi yakınındadır. Padişah Sultan Mehmet
Reşat zamanında Nüzhet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Sundurması,
başlık ve sütunları korint tarzındaki devşirme antik malzemeyle
desteklenmiştir. Cami kareye yakın planlıdır. Düzgün kesme taşlarla
örülen duvarları ahşap bir kırma çatı örter.
Tevekkül Sultan Türbesi
Taşköprünün yanındaki türbe hakkında herhangi bir bilgi kaynağı
bulunmamaktadır. Selçuklu sultanlarından birisinin annesi olduğu
söylenen türbe açık bir mezar durumundadır. Son yıllarda üzerine bir
çatı oturtulmuştur.
Atatürk Evi Müzesi
Atatürk'ün Silifke'ye 27 Ocak 1925 tarihinde ilk gelişinde kaldığı
tarihi ev restore edilerek, kullandığı eşyalarla birlikte müzeye
dönüştürülmüştür.
Atatürk, Silifke'ye geldiğinde, Silifke İdman Yurdunu ziyaretinde şeref
defterine şunları yazmıştır: "Silifke'ye geldiğimden çok memnunum. Beni
unutmayacağınızı bilirim. Sizi kalbimden çıkaramam."
Kültür Evi
1995 yılında Silifke Belediyesi tarafından yörenin geleneksel kültürünü
tanıtmak amacıyla Silifke Kültür Evi açılmıştır.
Silifke Müzesi
Taşucu yolu üzerindeki müze, yörenin çeşitli dönemlerine ait tarihi
eserlerin sergilendiği iki katlı modern bir yapıdır.
Kentteki Meydancık Kalede bulunan Helenistik döneme ait gümüş sikke
koleksiyonu ile 2. ve4. yüzyıllara ait küpe, bilezik, yüzük, yağ kandili
gibi mezar buluntuları ile pişirilmiş kil ve taş heykelcikler; ikinci
katta Helenistik döneme ait pişirilmiş kil kaplar ile MÖ 4. ve 5.
yüzyıla ait desenli vazolar;müzenin etnografik eserler bölümünde,
Silifke yöresi giysileri, cam, bronz ve gümüş eşya ile Osmanlı dönemine
ait silahlar sergilenmektedir.
Silifke Yakın Çevresindeki Tarihi ve Turistik Yerler
Karadedeli, Karakabaklı ve Işıkkale Ören Yerleri
Silifke Mersin yolunun 13. km'sinde bulunan Karadedeli Köyü Camü önünden
kuzey-batı yönündeİmamlı köyüne kadar uzanan stabilize yol boyunca Geç
Roma ve Erken Bizans dönemlerine ait yapı kalıntıları bulunmaktadır.
Ayrıca köyün 6 km kuzeyinde Karakabaklı'da geniş bir alana yayılmış
antik kalıntılar, Karakabaklı'nın 7 km kuzeyindeki Işıkkale'de Geç Roma
ve Erken Bizans dönemine aityerleşimde, iyi durumda bir bazilika,
lahitler, sarnıç ve gelişigüzel planlı tek katlı evlere ait yapı
kalıntıları; yakın çevrede Sinekkale, Barakçıkale ve Yenibahçe ören
yerleri bulunmaktadır.
Korkusuz Kral Anıtmezarı (Mezgit Kale)
Susanoğlu'nun içinden kuzeye doğru giden stabilize yol 5. km'de
Türkmenuşağı köyüne ve 11. km'de bu köyün mahallesi olan Paslı'da Roma
dönemine ait ev, sarnıç ve mezar kalıntıları vardır. Paslı'nın2 km
doğusunda bir tepe üzerinde Korkusuz Kral Anıt mezarı bulunmakta ve yöre
halkı tarafından Mezgit Kale olarak bilinmektedir. MS 2. veya 3. yüzyıla
ait anıt mezar7.80 m ebadında olup, ön kısmındaki korint başlıklı
sütunların ortasında konsollar bulunmaktadır.
Zeus Tapınağı ve Kilise
Üç ayrı dönemde hizmet vermiş olan bu tapınak, Tanrıların babası Zeus'un
dev ejderha Typon'a karşı kazandığı zaferin bir simgesi olarak
yapılmıştır. Hristiyanlık döneminde tümüyle yıkılarak kiliseye
dönüştürülmüştür. Kimin adına ve ne zaman yapıldığı bilinmeyen kilise,
4-5. yüzyıl arasına tarihlenmektedir.
Takkadın Ören Yeri
Paslı ören yerinden sonra 4 km ileride Roma ve Bizans dönemlerine ait
yoğun kalıntıların bulunduğu Takkadın ören yerine varılır. Burada kaya
mezarları, lahitler, aslan kabartmalı lahit kapakları, nekropol, sarnıç,
küçük bir kale, kilise ve ev kalıntıları bulunmaktadır.
Poimenius Hamamı Üç Güzeller Mozaiği
Narlıkuyu koyunda deniz kıyısında bulunan hamam, 4. yüzyıl Roma
döneminde Poimenius tarafından yaptırılmıştır. Cennet obruğu içindeki
yeraltı deresinin denize ulaştığı yerdeki tatlı su kaynağından
yararlanmak amacıyla burada yaptırılan hamamın yıkanma bölümünün
tabanındaki mozaikte Zeus'un yarı tanrıça kızları Aglaia, Euphrosyne ve
Thalia'nın çıplak olarak kumru ve keklikler arasında dans edişi tasvir
edilmektedir.
Mozaik tablonun üst kenarındaki yazıda: "Ey konuk dost! Bu mucizeli suyu
kimin bulduğunu, saklı kaynağını kimin gün ışığına çıkardığını merak
ediyorsan, bil ki O, imparatorların dostu ve Kutsal Adalar'ın dürüst
yöneticisi Poimenius'tur."
Cennet ve Cehennem Obrukları
Silifke-Mersin karayolunun 20. km'sinden 2 km kuzeyde yer alan
Cennet-Cehennem ve Dilek-Astım obrukları ve mağaraları 3. jeolojik
dönemlerde oluşmuştur.
Cennet obruğunun elips şeklindeki ağız kısmının çapları 250 m ve 110 m
olup derinliği 70 m'dir. Çökük tabanın güney ucunda 200 m uzunluğunda ve
en derin noktası 135 m olan büyük bir mağara girişi ve bu mağaranın
ağzında 5. yüzyılda Paulus adında dindar bir kişi tarafından
Meryemana'ya ithafen yaptırılan küçük bir kilise vardır. Cennet çöküğüne
her biri oldukça geniş 452 basamakla inilir. Kiliseden sonra devam eden
mağaranın bitim noktasında, Antik Çağlarda suyunun kutsal olduğunu
inanılan yeraltı deresine ulaşılır.
Cennet obruğunun yaklaşık 75 m kuzeyinde, ağzı kare şeklinde en derin
yeri 120 m olan, seyredildiğinde ürperti yaratan Cehennem obruğu
bulunmaktadır Mitolojiye göre Zeus, alevler kusan yüz başlı ejderha
Typhon'u buradaki bir kavgada yendikten sonra, onu Etna Yanardağı'nın
altına sonsuza değin kapatmadan önce bir süre Cehennem Çukuru'nda
hapsetmiştir.
Hasanaliler Kilisesi (Çanlı Kilise), Cennet Cehennem yolunun
devamındadır: 6. yüzyılda yapılan ve Hasanaliler köyü içerisinde bulunan
kiliseden sadece apsis ayaktadır.
Ayatekla (Meryemlik)
Kentin yaklaşık 1.5 km güneyinde bulunan Ayatekla, Hıristiyanlık
dönemine ait dini bir merkezdir. Ayatekla veya Meryemlik olarak bilinen
kutsal alanın kuruluşu MS 50 yılarında başlamıştır. lkonialı(Konya) bir
azize olan Hagia-Thecla (Ayatekla), Hz. İsa'nın havarilerinden St.
Paulus'un Hristiyanlık öğretilerini benimsemiş, öncü bir misyonerdir. St.Paulus'un
Konya'da verdiği vaizlerden çok etkilenerek kendini dine adamıştır.
Thecla, Konya ve Yalmaç'daki Roma izlenmelerinden kaçarak Silifke'ye
gelmiştir. Önceleri ibadetin gizlice yapıldığı katokomb denilen, doğal
mağarada yaşamıştır. Ayatekla, Hıristiyanlığın en eski ve en önemli
kutsal alanlarından biridir Burası daha sonraki Bizans dönemlerinde dini
bir yerleşim olmuş ve Ayatekla olarak anılmıştır.
Günümüzde Meryemlik olarak bilinen ören yerinde yeraltı ibadet
mağarası,daha sonra üzerine inşa edilen anıtsal Zenon Bazilikası'nın
apsis kalıntısı, Büyük Sarnıç, Hamamı, Kuzey Kilise, irili ufaklı
sarnıçlar ve Nekropol alanını görmek mümkündür.
Ayatekla'nın içinde yaşadığı mağara onun kayboluşundan sonra
Hıristiyanlarca kutsal sayılmış ve Hıristiyanlık dininin MS 320 yılında
serbest bırakılıncaya kadar gizli bir ibadet yeri olarak kullanılmıştır.
Daha sonra bu mağara içine payanda amaçlı korint sütunlar konulmuş,
mozaik kaplamalar yapılmış ve 4. yüzyıl sonlarında kiliseye
dönüştürülmüştür.(Kitabın tarihçe bölümünde, Zenon Bazilikası'nın nasıl
yapıldığına dair bilgi bulunmaktadır.)
Uzuncaburç
Silifke ilçesinden Toros dağlarına uzanan vadi ve ormanlar arasından
geçen asfalt yolun 30. km'sinde bir plato üzerinde kurulmuş olan Olba
ören yerine ulaşılır. Helenistik Çağ'da merkezi Uzuncaburç'un 4 km
doğusundaki Olba Ura Krallığı'nın kutsal alanı olan .Uzuncaburç
yerleşimi, 72 yılında İmparator Vespasianus zamanında, Olba'dan
ayrılarak "Diocaesarea" (Tanrı-İmparator kenti) adıyla kendi adına para
basabilen özerk yeni bir site durumuna getirilmiştir.
Olba kenti, Uzuncaburç'un 4 km doğusunda önemli bir yerleşim yeri
olup,halkın ibadet ettiği, Zeus Tapınağı ise Uzuncaburç'da bulunmakta
idi. Ancak Romalılar yöreye egemen olduktan sonra 1. yüzyılın sonlarına
doğru Zeus Tapınağı'nın bulunduğu yere özel bir önem vererek, burasını
Olba'dan ayırıp Diocaesarea adıyla bağımsız bir site haline
getirmişlerdir. Buradaki Zeus Tapınağı ile kent burcu dışında kalan
bütün mimari yapılar, Roma dönemine aittir. Bizans döneminde de burası
yerleşim olarak kullanılmıştır. Ören yerinde bulunan yapı kalıntıları
şunlardır.
Sütunlu Cadde: Tiyatronun önünden geçen sütunlu cadde, Zeus Tapınâğı'nın
yanında kent kapısından gelen diğer bir sütunlu cadde ile kesişir ve
Tychaeum (Şans) Tapınağı'nda son bulur. 1. yüzyıldan kalma caddedeki
sütunların hepsi yıkılmış ve mimari parçalarının çoğu yok olmuştur.
Tören Kapısı: 1. yüzyıldan kalma tören kapısı her biri 1 m çapında ve 7
m yüksekliğinde Korint başlıklı sütunlarla anıtsal bir yapıdır. Sütun
gövdelerinden çıkan konsollar üzerinde, heykeller bulunmaktaydı. Yarısı
yıkılmış olan tören kapısının 5 sütunu ayaktadır.
Zeus Tapınağı: Tören kapısından sonra antik çeşmeyi geçince sütunlu
caddenin solunda bir avlu içerisindeki Zeus Tapınağı'nın Seleukhos
Nikator (MÖ 312-295) tarafından yaptırılmış olduğu sanılmaktadır. Y.Boysal'a
göre; Zeus Tapınağı, Anadolu'da dört bir yanı tek sıra 36 sütunla
çevrili, Korint tarzında Peripteros planlı, en eski tapınaklardan biri
olarak sanat tarihinde önemli bir yere sahiptir. Romalılar tarafından da
kullanılan tapınak, 5. yüzyılda önemli değişikliklerle kiliseye
çevrilmiştir.
Şans Tapınağı (Tychaeum): Sütunlu caddenin bitimindeki Şans Tapınağı 1 .
yüzyılın ikinci yarısında yapılmıştır. Bugün 5'i ayakta olan, 6 m
yüksekliğindeki yekpare granit 6 sütunun taşıdığı arşitravdaki kitabeye
göre, tapınak, kentin soylularından Oppius ile karısı Kyria tarafından
yaptırılarak kente armağan edilmiştir.
Zafer Kapısı: Güney-Kuzey yönündeki ikinci sütunlu yol üzerinde ve Zeus
Tapınağı'nın kuzeyinde bulunan kapının ortasında, biri büyük, yanlarında
iki küçük, kemerli girişler vardır Üzerindeki kitabede, depremden zarar
gören kapının Roma İmparatorları Arcadius (395-408) ile Honorius'un
(395-423) birlikte yönetimleri sırasında onarım gördüğü yazılıdır.
Tiyatro: Roma İmparatorları Marcus Aurelius (161-180) ile Lucius
Verus'un (161-169) birlikte yönetimleri sırasında, 2. yüzyılın ikinci
yarısında yapılmış olduğu burada bulunan bir yazıttan anlaşılmaktadır.
Helenistik Anıt Mezar: Uzuncaburç beldesinin güneyindeki bir tepe
üzerinde yapılmış olan anıtmezar, dor biçimindeki mimarisi ile yörede
tektir. Piramidal çatılı, 15 m yüksekliğindeki mezar anıt 550 cm x 550
cm ölçülerinde kare planlıdır 2300 yıllık anıtmezarın, Seleukhos veya
Olba Krallığı'nın yöneticilerinden birine ait olduğu tahmin
edilmektedir.
Helenistik Yüksek Kule: Kenti çevreleyen surların kuzeydoğu kenarında
bulunan 5 katlı kule 16 m x 13 m oturumunda ve 23 m yüksekliğindedir.
Yapımında harç kullanılmamıştır. Her katı kendi içinde bölümlere
ayrılmış olan kule, yöneticilerin yaşadığı bir mekan olduğu kadar
tehlike anında halkın sığındığı ve kent hazinesinin korunduğu güvenli
bir yapı olarak da kullanılmaktaydı. Kule kapısı üzerindeki yazıttan, MÖ
3. yüzyılın ikinci yarısında Tarkyares tarafından yaptırıldığı
anlaşılmaktadır. Sikkelerin üstünde amblem olarak kullanılan bu
gözetleme ve barınma kulesi, yüksek oluşu nedeniyle bugünkü
Uzuncaburç'un ismine de kaynak olmuştur
Kiliseler: Hristiyanlığın bölgeye gelmesiyle 5. yüzyılda Zeus
Tapınağı'ndan dönüştürme kiliseden başka üç kilise daha yapılmıştır.
Bunlar kule yakınındaki Stefanos Kilisesi, nekropoldeki Mezarlık
Kilisesi ve tiyatro yanındaki küçük bir kilisedir. Bunlardan çok az
kalıntı bulunmaktadır.
Nekropol (Mezar Alanı): Kentin kuzeyindeki bir vadinin her iki yamacına
yayılmış olan nekropol alanı, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde
kullanılmış olup çok sayıda kaya mezarı vardır.
Ura
Uzuncaburç'un 4 km doğusundaki Ura, Helenistik dönemde Olba Krallığı'nın
merkezi ve önemli bir ticaret kenti durumundaydı. Bir tepenin üzerinde
kurulmuş olan antik kentin günümüze kadar gelebilmiş kalıntılar arasında
çeşme binası, su kemeri, evler tiyatro ve nekropol bulunmaktadır.
Buradaki en önemli yapıtlardan biri olan Çeşme binası Septimus Severus
(193-211) zamanında yaptırılmıştır. Diğer önemli bir eser nekropolün
bulunduğu vadi üzerine kurulmuş, 150 m uzunluğunda, 25 m yüksekliğinde
kemerli akuadüktür. Bu su kemerinin korunması ve çevrenin gözetlenmesi
için kuleler inşa edilmiş olması yapının önemini göstermektedir. Antik
çeşme ile aynı dönemde yapılmış olan çeşme. Bizans İmparatoru II.Justin
yönetimi sırasında. 566 yılında onarım görmüştür. Çeşmenin yanında
bulunan tiyatronun oturma basamakları ile sahnenin bir bölümü günümüze
dek ulaşabilmiştir.
Demircili Yukarı Anıt Mezarı
Silifke-Uzuncaburç karayolunun 10 km'sinden, antik lmbriogon kentinin
soylularına ait tek ve çift katlı anıt mezarlar bulunmaktadır. Dört
tanesi yol kenarında, bulunan anıtmezarlar 2. yüzyıl Roma dönemi
kalıntılarıdır. Ayrıca burada birçok yapı kalıntıları ve eski bir hamam
kalıntısı da görülebilir.
Cambazlı Kilisesi ve Anıt Mezarı
Cambazlı köyünde Geç Helenistik, Roma ve Bizans dönemine ait yapı
kalıntıları bulunmaktadır. Köyle içiçe olan 20x12.5 m boyutlu anıt mezar
ile Bizans dönemine ait kilise bulunmaktadır.
Kilikya Aphrodisiası
Antik Karya bölgesindeki Aphrodisias'dan (Karacasu-Geyre) sonra ikinci
önemli Aphrodit kentidir. Silifke-Aydıncık karayolu üzerinde 35. km'den
sonra 14 km'lik stabilize bir yolla ulaşılır Ovacık yarımadasının
berzahının doğu kıyısında yer alan antik bir yerleşim merkezdir. MÖ 7.
yüzyılda bir Doğu Akdeniz kolonisi olarak kuruldu. Kaynakların azlığı
nedeniyle hakkında yeterli bilgi yoktur
MÖ 4. yüzyılda Pers Satrabı Pharnabazes'in yönetim bölgesi içindeydi.
Helenistik dönemde Mısır ve Seleukhos Krallıkları arasında el
değiştirdi. Yerleşimin diğer bir önemi de, Doğu Katolik kilisesinin
önderlerinden St. Pantaleon adına Bizans döneminde burada yapılmış olan
kilisedir. Üst yapıları günümüze kadar ulaşmamış olmakla beraber, hayvan
figürleri ve geometrik desenlerle süslenmiş taban mozaikleri geniş bir
alanı kaplamaktadır.
Sinekkale
Karadedeli köyünün 8 km kuzeyinde, Kültesir'in 300 m doğusundadır.
Bizans dönemine ait kalıntılar arasında kilise dikkat çeker. iki katlı
olan ve düzgün yontulu taşlarla yapılan kilisenin içinde sarnıç vardır.
Burada çok sayıda yapı kalıntıları ve halen kullanılan su sarnıçları ile
güneydoğu yönünde de antik mezarlar bulunmaktadır.
Atakent (Susanoğlu-Corasium)
Silifke-Mersin karayolunun 15 km'sindeki bugün bir tatil beldesi olan
Atakent'in antik ismi Corasium'dur. Geç Roma dönemine ait kent, Isauria
Valisi Flavius Uranius tarafından kurulmuştur. Kentte iki ayrı nekropol,
kilise, hamam, sarnıç ve ambar kalıntılarını görmek mümkündür. Bugün
denizi, kumsalı ve güneşiyle önemli bir turizm beldesidir.
Kıbrıs Barış Harekatı Şehitleri Hatıra Ormanı
Kıbrıs Barış Harekatında şehit düşen 454 subay, astsubay, erbaş ve
erimizin anısına Silifke-Gülnar yolunun 5.km'sinde, Çamdüzü mevkiide bir
1976 yılında, 9 hektarlık bir alanı kaplayan hatıra ormanı
oluşturulmuştur. Şehitlikte Atatürk Anıtı ve tören alanı ile çevresinde
şehitlerin sembol mezarları vardır.
Frederik Barbarossa Anıtı
Roma-Germen imparatoru Frederik Barbarossa, 3.Haçlı Seferi'nde ordusu
ile Filistin'e giderken, 10 Haziran 1190 günü Ekşiler Köyü yakınlarında
Göksu Irmağı'nda boğulmuştur. 1971 yılında Alman Büyükelçiliği
tarafından Frederik Barbarossa'nın boğulduğu yere yaptırılan anıttaş,
Silifke-Konya karayolunun 9. km'sinde yolun sağ kenarındadır.
TAŞUCU
Antik Çağlar'dan buyana, Silifke ve yöresinin limanı olarak işlev gören
kıyı yerleşimi, Kıbrıs adasına yakın olması nedeniyle önemli bir konuma
sahipti. MÖ 7. yüzyılda Yunanlılar tarafından kurulan ve"Holmi" olarak
bilinen koloni kenti buranın ilk yerleşimidir. Ancak, Asur Krallığı'nın
baskıları sonucu burası gelişememiştir. Strabon'a göre, Seleukhos Kralı
Nikator, Holmi halkını Silifke'ye nakletmişti. Holmi kolonisine ait
kalıntılar, "Mesulium Port" diye bilinen Ağa limanı'nın hemen yanında
yer alır. Burada, Roma dönemine ait yapı kalıntılarında Aslan heykelleri
ile 2.50 m boyunda ve imparator Augustus'a ait olduğu sanılan bir heykel
bulunmuştur.
Kitabımızın tarihçe bölümünde yazıldığı gibi, Orta Çağ'da Kilikya Ermeni
Krallıkları'nın ve Karamanoğlu beylikleri döneminde, işlevini devam
ettiren liman, özellikle 19. yüzyıl ortalarından itibaren Avrupa
ülkeleriyle gelişen ticaret doğrultusunda, Taşucu limanı yakın çevresine
ait tarımsal ürünleri ihraç etmekteydi. V Cuinet'e göre:"İçel
Sancağı'nın en önemli kazası Silifke'nin iskelesi Taşucu idi. Buradan
daha çok tahıl ve orman ürünleri ihraç edilmekteydi: V Cuinet'in 1890'da
yapılan ihracatla ilgili verdiği bilgiler şöyledir. Buğday ve arpa
900.000 kental, pelit ve meşe palamudu 50.000 kental, yün 10.000 kental,
susam 10.000 kental, kuru üzüm 20.000 kental, diğer ürünler 10.000,
boynuzlu hayvanlar10.000 kental.
Buğday, genellikle adalara, Adriyatik kıyısına, Marsilya ve Suriye'ye;
meşe palamudu, İstanbul, Odessa (Kırım limanı), İzmir, İtalya ve
Avusturya'ya; kereste ise Suriye ve Mısır'a satılmaktaydı. Kereste
ihracatı, sayıları 150 ile 200 arasında değişen küçük yelkenli
teknelerle yapılmaktaydı.
Taşucu iskelesine, İzmir limanları ile çeşitli ülkelerden yapılan ithal
malları içinde en büyük yeri Rus petrolü ile pamuklu bez ve sabun
oluşturmaktaydı. V Cuinet'in 1890'da verdiği rakamlara göre; pamuklu bez
500 koli, sabun 500 çuval, kahve 250 çuval, şeker 600 kasa, Rus petrolü
4.000 varil, hırdavat (bıçak, makas vb) 200 koli, tuhafiye eşyası 200
koli, diğerleri 500 koli.
19. yüzyılda Taşucu iskelesine uğrayan gemiler içinde, Osmanlı tekneleri
çoğunluktaydı. 6.000tonajı ile 223 Osmanlı yelkenlisi; buharlı gemilerde
ise 72 gemiyle İngilizler, 34 gemiyle Yunanlılar önde gelmekteydi.
Taşucu iskelesi olarak bilinen limanda balıkçı barınağı ve SEKA kağıt
fabrikasının limanı vardır Genişliği 20 m, boyu 163 m, denizden
yüksekliği 2.5 m, su derinliği 7 m olan Taşucu iskelesine 5.000 tonluk
ve daha küçük tonajlı gemiler yanaşabilmekte, haftanın her günü çeşitli
şirketlere ait feribot ve hızlı katamaran tekneleri sefer yapmaktadır.
Mersin limanının ticari ürün ağırlıklı işlevine karşılık, Taşucu limanı,
yüksek sayıda yolcu ve motorlu araç taşıma işlevi görmektedir. Bu
özellikleri ile turizme katkısı büyüktür.
Holmi (Taşucu)
Silifke-Antalya karayolunun 10 km'sindeki günümüz Taşucu limanının
bulunduğu yerde, MÖ 7.yüzyılda kurulan eski bir kolonidir.
Holmi uzun bir süre varlığını sürdürmüş, ancak korsan saldırıları
nedeniyle MÖ 1 . yüzyıldan sonra zayıflamaya başlamıştır. Strabon'a
göre, Büyük İskender'in komutanlarından Suriye Seleukhos Krallığı'nın
kurucusu Seleukhos, Seleuceia (Silifke) kentini kurarak Holmi halkını
buraya yerleştirmişti.
Bizans çağlarında Hagios Theodoros, Orta Çağ'da Latince Portodisan
Theodoros, Türk Çağları'nda Silifke iskelesi olarak bilinen yerleşim,
günümüzde de eski çağlardaki işlevini sürdürmektedir.
Taşucu limanından KKTC'ye her gün düzenli gemi seferleri yapılmakta,
modern bir turistik belde olarak hızla gelişmektedir.
Taşucu Amphora Müzesi
Taşucu Eğitim ve Doğal Hayatı Koruma Başkanı Aslan Eyce'nin
koleksiyonunda bulunan amphora ve toprak eserlerin vakfa bağışlanması
ile kurulmuştur. Ayrıca, yöre halkının katkılarıyla müze koleksiyonu
zenginleşmektedir MÖ 5. yüzyıldan itibaren antik döneme ait 300'ün
üzerinde amphora ve çeşitli toprak figürlerin sergilendiği müze, Akdeniz
ticaretinde kullanılan amphora tipleri ve karakteristikleri bakımından
önemli özelliğe sahiptir
Liman Kalesi (Ağa Limanı)
Taşucu-Antalya karayolunun 7. km'sinde Ak liman olarak da bilinen doğal
bir koyun yamacındadır. 15. yüzyıl ortalarından itibaren Osmanlılar
tarafından yoğun biçimde kullanılan korunaklı kale için Evliya Çelebi
şöyle yazar: "Silifke'den sonra deniz kenarından güzel bir yolla dört
saatte ulaşılır. Kale,Kıbrıs Fatihi Lala Mustafa Paşa tarafından
berkitilmiştir. İçinde kale muhafızları, 200 ev, 40 dükkan ve hamamlar
bulunmakta ve işlek bir limandır."
Nesulion (Boğsak Adası)
Boğsak koyundaki Boğsak Adası'nda Roma ve Erken Bizans dönemlerine ait
evler, mezarlar, lahitler, sarnıçlar ve kilise kalıntıları
bulunmaktadır.
Taşucu Antalya karayolunun 22. km'sinde kuzeye ayrılan 5 km'lik
stabilize bir yolla ulaşılan Tokmar Kalesi, denize hakim bir tepe
üzerinde 12. yüzyılda inşa edilmiştir. Yarım yuvarlak burçları ile tipik
bir Orta Çağ garnizon kalesidir. Bizans ve Ermeni Krallığı'ndan sonra
1210 yılında Hospitallers Kralı St.John'un denetimine girmişti.
Castellum Novum (Tokmar Kalesi)
Taşucu-Antalya karayolunun 22. km'sinde kuzeye ayrılan 5 km'lik
stabilize bir yolla ulaşılan Tokmar Kalesi, denize hakim bir tepe
üzerinde 12. yy'da inşa edilmiştir. Yarım yuvarlak burçları ile tipik
bir Orta Çağ garnizon kalesidir. Bizans ve Ermeni Krallığı'ndan sonra
1210 yılında Hospitallers Kralı St. John'un denetimine girmiştir.
NARLIKUYU
Silifke'ye 20 km uzaklıktaki Narlıkuyu koyu balık lokantaları ile
ünlüdür Antik Çağ ve Hıristiyanlık dönemlerinde Cennet-Cehennem'e gezi
ve tapınmaya gelenler için bir deniz kapısı durumunda olan ve Ortaçağda
Porto Calamie diye anılan koydaki hamam, üç güzeller mozayiği ile
ünlüdür.
Dilek (Astım) Mağarası
Cennet obruğunun yaklaşık 300 m batısındadır İçine helezonik demir bir
merdivenle inilir. Toplam uzunluğu 200 m yi bulan galerileri ilginç
görünümlü dikit ve sarkıtları olan mağara, astımlı hastalara iyi
gelmektedir. Antik yazar P.Mela'nın verdiği bilgilere göre, bu mağara
ejderha Typhon'un yaşadığı indir
Göksu Deltası
Göksu deltası, nadir ve nesli tehlikeye düşmüş kuş türleri ile
bitkilerin yaşama, üreme, beslenme ve konaklamalarına imkan sağlayan
uluslararası önemde olan bir sulak alandır ve dünyanın sayılı kuş göçü
yollarından birisidir.
Göksu deltasında, 450 türden oluşan Türkiye kuşlarının 332 türü
barınmaktadır. Su kuşu türlerinin çeşitliliği ve sayılarının fazla oluşu
nedeniyle, özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme
Sahip Sulak Alanlar Hakkındaki Sözleşme (RAMSAR) kriterlerine göre de
uluslararası öneme sahip alanlardan birisidir. Ülkemiz bu sözleşmeye
1993 yılında taraf olmuş, 1994 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce
onaylanmıştır. 1996 yılında da Kültür Bakanlığı'nca Doğal Sit Alanı ilan
edilmiştir. İçel Özel Çevre Koruma Müdürlüğü ve Doğal Hayatı Koruma
Derneği tarafından bölgede çalışmalar yapılmaktadır.
Delta, dünyanın çeşitli yerlerinden gelen kuş bilimcilerin (Ornitolog)
büyük ilgisini çekmektedir.
Don olayının az görüldüğü iklimi ve tatlı sudan tuzluya değişen çok
çeşitli su ortamının varlığı,deltayı Türkiye'nin diğer bölgelerinde
seyrek görülen göçmen, kışlayan ve kuluçkaya yatan birçok kuş türü için
çekici kılar. Bu kuşlardan saz horozu, yaz ördeği, yalı çapkını,
kızılbacak, kızılşahin, balıkçıl, sakar meke, yeşilbaş ördek Göksu
deltasında sürekli, Flamingo ise kışın barınmaktadır. Sazhorozu Göksu
deltasının sembolü olmuş ve kuş gözlemcileri tarafından sürekli
izlenmektedir.
Göksu deltası ve onu çevreleyen tepeler, yüksek çeşitlilik ve yoğunlukta
sürüngen toplulukları barındırır. 1991'de 4 tür kara ve su kurbağası, 6
tür kara ve su kaplumbağası, 14 tür kertenkele ve 10 yılan türü
belirlenmiştir. Delta, deniz kaplumbağalarının (Careta caretta, Chelonia
mydas) Doğu Akdeniz'de yeralan 1. derece yumurtlama alanıdır. Nesli
tükenmekte olan mavi yengecin (Callinectes sapidus)üreme alanı da Göksu
deltasıdır. Kıyılarında fok balığı da yaşamaktadır.
Paredeniz dalyanı, delta ekonomisi içinde önemli bir yere sahiptir.
Kefal, yılanbalığı, levrek, çipura gibi balık çeşitlerinin çıktığı
dalyan, bir su ürünleri kooperatifi tarafından işletilmektedir.
Göksu, Seyhan ve Ceyhan'dan sonra Akdeniz'e dökülen akarsuların en
önemlisidir. Uzunluğu 260km'dir. Sularını topladığı havzası 10.400
km'dir Deltayı ikiye bölerek denize ulaşır.
Deltadaki tüm sulak alanların toplamı 1.954 ha'dır. Akgöl, deltanın en
büyük su kültesi olupi .200 ha'lık bir alanı kaplar ve tatlısu gölüdür.
Bitki ve hayvanlar için oldukça zengin yaşam ortamı oluşturur.
Göksu deltası, Akdeniz iklimine özgü çok çeşitli doğal bitki öı~tüsüne
sahiptir. Son yapılan araştırmalara göre, bölgede 352 bitki türü
belirlenmiştir. Türkiye'de korunmaya ihtiyacı olan 8 adet dünyanın başka
hiçbir yerinde bulunmayan tür ile 32 adet nadir tür deltada
yaşamaktadır.
Ova ve kıyıdan itibaren kuzeye doğru yer alan dalgalı arazi kuşağındaki
makiliklerde, defne, zakkum, menengiç, murt, harnup gibi tipik Akdeniz
bitkileri vardır. Makilerden sonra başlayan ormanlar2000 m'den sonra
seyrekleşerek, yerini 2500 m'den sonra çalılıklar ve geniş otlaklara
bırakmaktadır.
Silifke Belediyesi, Dünya Bankası ve Avrupa Komisyonu'nun desteği ve
finansörlüğü ile 1991 yılında kurulmuş olan Akdeniz Şehirleri
Belediyeler Birliği'nin (MEDCITIES NETWORK) Türkiye'den tek üyesidir.
Birlik içinde aktif görev alan Silifke Belediyesi, "Sürdürülebilir
Gelişme ve Yerel Gündem 21"çerçevesi içerisinde, ekoturizmle ilgili
pilot proje yürütmekte, bu projeyi uluslararası platformlara taşıyarak,
hem bölgeyi tanıtmak, hem de dış kaynaklı finansman sağlamayı
amaçlamaktadır.
|

Olbios Marin Otel
O , mutlu bir tatile dokunuş
Erdemli Mersin
(+90 324) 525 90 00

Kilikya Hotel
Sunduğu özenli ve kaliteli hizmetle size hayallerinizin bile ulaşamayacağı bir tatil sunuyor.
Kızkalesi Mersin
(+90 324) 523 21 15

Kızkalesi Deniz Hotel
Geleneksel komşu sohbetleri ile size yeni arkadaşlar ve hatta dostlar bulacaksınız
Kızkalesi Mersin
(+90 324) 523 21 80

Hotel Korykos
En iyi hizmet , hayal ettiğiniz tatil için doğru adres
Erdemli Mersin
(+90 324) 523 22 12

Admiral Hotel
Yenilenen Yüzü, Güleryüzlü Personeliyle, sizleri ağırlamaktan memnuniyet duymaktadır
Ortaca Dalyan Mersin
(+90 324) 523 25 18

Yaka Hotel
Denizin tarihle kucaklaştığı mekan
Kızkalesi Mersin
(+90 324) 523 24 44

Hotel Luna Piena
Burası günbatımı aşıklarının, dolunay aşıklarının mekanı
Anamur Mersin
(+90 324) 814 90 45

Anemurion Hotel
Denizi ve plajı mavi bayrak ödüllü Kıbrıs 'a en yakın nokta
Bozyazı Mersin
(+90 324) 851 70 10

İntermot Boğsak Motel
Denizdeki eviniz ekonomik fiyatlar
Taşucu Boğsak Mersin
(+90 324) 743 61 61

Tolya Hotel
Bedava denecek ucuz fiyata cennet gibi tatil imkanı
Silifke Atakent Mersin
(+90 324) 743 61 61
|
|